Tamtad, marka etkinliğini artırmaya devam ediyor

Tamtad Konservecilik, bugün 150'yi aşkın ürünü 30 ülkeye ihraç ederek, dünya markası olma yolunda ilerliyor.

İZMİR - Konserve ve konserveciliğin henüz yeterince bilinmediği yıllarda temelleri atılan Tamtad Konservecilik, bugün 150'yi aşkın ürünü 30 ülkeye ihraç ederek, dünya markası olma yolunda ilerliyor. İlk üretim faaliyetlerine 1958 yılında Tire’deki sanayi sitesinde, yaklaşık 300 metrekarelik küçük bir tesiste, sınırlı sayıda ve yalnızca sebze konserveleri üretimi ile başlayan Tamtad, 54 yıllık tecrübesinin verdiği avantajla sektörde emin adımlarla büyüyor.

Tamtad Konservecilik Sanayi Genel Müdürü Kürşad Yuvgun, marka etkinliğini artırabilmek için sürdürülebilir ve rekabet edebilir güvenli gıdalar üreterek, yurtiçi ve yurtdışındaki müşterilerine kesintisiz olarak ilk günkü heyecanla hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi. 

Yeni pazarlar ve yeni müşteriler edinmeye çalıştıklarını vurgulayan Yuvgun, “Mevsimlik üretimler yapmak zorunda olan konserve sanayinde yüksek miktarda stoklama ihtiyacı ve buna bağlı olarak öz kaynak yetersizliği nedeniyle yabancı kaynak kullanımı son derece yaygın. Ancak hükümetimiz öz kaynaklarla çalışmayı teşvik ediyoruz diyerek, öz kaynaklarından fazla yabancı kaynak kullanan firmaların ödeyecekleri faizler üzerinden eski yıllarda olduğu gibi ek vergi almaya karar verdi. Bu, konserve sanayi için son derece sakıncalı ve adaletsiz bir uygulama. Zaten eski yıllarda sanayi sicil belgesi olan firmalar bu uygulamadan muaf tutuldukları için şimdi de sektörel özelliği sebebiyle konserve sanayinin bu uygulamadan istisna edilmesini bekliyoruz” dedi.

Tamtad Konserve Fabrikası’nın ilk kuruluş çalışmalarına 1958 yılında kurucuları Mesut Yuvgun tarafından başlandığını hatırlatan Kürşad Yuvgun, “İlk üretim faaliyetlerimize ise 1959 yılında Tire’de sanayi sitesindeki yaklaşık 300 metrekarelik küçük bir tesiste, sınırlı sayıda ve yalnızca sebze konserveleri üretimi ile başladı. Konserve ve konserveciliğin henüz iyi bilinmediği o yıllarda, konserve kutusunu bile kendisi üreterek çalışmalarını yürüten kuruluşumuz bugün, 30 bin metrekare açık, 10 bin metrekare kapalı alanı olan yeni ve modern tesislerinde teknolojinin gerektirdiği en son teknik bilgi ve imkanları kullanmak suretiyle faaliyetine devam ediyor” bilgilerini verdi.

“Turşu da imal ediyoruz”

Şirketin, 2000 yılından beri turşu konusunda da faaliyet gösterdiğini, ürünlerini Tamtad marka ve güvencesi ile yurtiçi ve yurtdışına pazarlayarak kalite hususunda büyük beğeni topladıklarını anlatan Kürşad Yuvgun,“Bu gün için çeşit olarak yaklaşık 70’i aşkın ambalaj türleri ve boyutlarıyla birlikte değerlendirildiğinde 250’ye yakın ürünü, sahip olduğumuz  TS EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi ve TS EN ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgeleri eşliğinde üretiyoruz. Kuruluşumuzun ürettiği ürünleri ana guruplar halinde; sebze konserveleri, hazır yemek konserveleri, şarküteri ürünleri, haşlanmış bakliyat konserveleri, reçeller, kiraz şekerleri, meyve konserveleri, soslar, turşular ve zeytinyağları olarak sıralayabiliriz”dedi. Yine bu yıl itibarıyla çeşitleri arasında taze bakla konservesinin girdiğini de anlatan Yuvgun, “Geçen yıl çeşitlerimize ilave edip tüketicilerimizin beğenisine sunduğumuz pancar turşusu, jalapeno biber turşuları ile  Tamtad Villa markalı zeytin yağlarımız da diğer ürünlerimiz gibi tüketicilerimiz tarafından iltifat ve taktir görmeye devam ediyor” aktarımını yaptı.

“İhracattan para kazanamıyoruz”

Yakın bir tarihe kadar ürünlerinin yüzde 80’ini 30 ülkeye ihraç ettiklerini hatırlatan Kürşad Yuvgun, “Ancak 2005 yılından beri toplam satış projeksiyonlarımızın içinde yurtdışı satış projeksiyonlarını kümülatif olarak sabit tutup, oransal olarak azaltmaya çalışıp, yurtiçi satış projeksiyonlarını artırmaya çalışıyoruz. Şu anda oluşturduğumuz projeksiyon ise yüzde 60 yurtiçi, yüzde 40 yurtdışı satışlardan oluşuyor.  Zira ihracattan artık para kazanmamız mümkün olmuyor. İhracatla ilgili olarak ülkesel bazda yelpazemizi geniş tutup, pazar riskini de dağıtmaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Sektörde yaşanan sorunlara da değinen Yuvgun,  konserve sanayisinin çok miktarda su ihtiyacı olan bir sektör olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: “Yer altı su kuyularına takılması istenen sayaçlarla tahakkuk ettirilmesine karar verilen ücretler maliyetlerimizi ve yabancı kaynak ihtiyaçlarımızı artıracak, tüketicinin daha pahalıya ürün satın almasına yol açacak ve kayıtdışı çalışan firmalarla rekabette yaşanan haksızlıklara bir yenisini ekleyecektir. Bu uygulamadan da acilen vazgeçilmesini ve asıl olarak ruhsatsız kuyuların tespit edilerek, ruhsatlandırılması ve ruhsatsız sondajların engellenmesi konusunda yoğunlaşılmasını temenni ediyoruz.”

Tarıma dayalı sanayi gurubundaki özellikle konserve ve fermantasyon teknikleri ile faaliyet gösteren gıda sanayisinin, çoğu zaman bir ürünü belli bir vade içinde teslim etme sşemli olan alivre iş bağlantıları yapmak zorunda kaldığını vurgulayan Yuvgun, alivre satış anlaşmasını yapan gıda sanayicisinin birçok riskin altına imza attığını dile getirdi. Yuvgun, “Zira işletme sahibi, sözleşme ile yüklendiği edimlerini yerine getirmemesi veya herhangi bir sebeple getirememesi durumunda yüksek montanlı tazminatlar ödemeye mahkum olacağı gibi yerine getiremediği ediminin telafisi için alıcının, fiyat ve ödeme ön koşulu dahi olmadan yapacağı tedarikleri temin ve tazmin etme mecburiyetiyle de karşı karşıyadır.  Sanayicimiz gerek böyle bir durum karşısında risklerini yok etmek, gerekse planladığı üretim projeksiyonlarını gerçekleştirmek için emniyetli bir yol aradığında karşısına çıkan en önemli araç tarımsal üretim sözleşmesidir” şeklinde görüş bildirdi.

Kaynak: http://www.kobiden.com