“Gıda Sanayi kırsal kalkınmanın lokomotifidir”

Konserve ve konserveciliğin henüz yeterince bilinmediği yıllarda temelleri atılan Tamtad Konservecilik, bugün 150’yi aşkın ürünü 30 ülkeye ihraç ederek dünya markası olma yolunda ilerliyor.  İlk üretim faaliyetlerine 1958 yılında Tire’deki sanayi sitesinde yaklaşık 300 metrekarelik küçük bir tesiste, sınırlı sayıda ve yalnızca sebze konserveleri üretimi ile başlayan Tamtad, 53 yıllık tecrübesinin verdiği avantajla sektörde emin adımlarla büyüyor.

Tamtad Konserve Fabrikası’nın ilk kuruluş çalışmalarına 1958 yılında kurucuları Mesut Yuvgun tarafından başlandığını hatırlatan Genel Müdür Kürşat Yuvgun, “İlk üretim faaliyetlerimize ise, 1959 yılında Tire’de Sanayi Sitesindeki yaklaşık 300 metrekarelik küçük bir tesiste sınırlı sayıda ve yalnızca sebze konserveleri üretimi ile başlandı. Konserve ve konserveciliğin henüz iyi bilinmediği o yıllarda, konserve kutusunu bile kendisi üreterek çalışmalarını yürüten kuruluşumuz bugün, 30 bin metrekare açık, 10 bin metrekare kapalı alanı olan yeni ve modern tesislerinde teknolojinin gerektirdiği en son teknik bilgi ve imkanları kullanmak suretiyle faaliyetine devam ediyor” dedi.

Şirketin, 2000 yılından beri turşu konusunda da faaliyet gösterdiğini, ürünlerini Tamtad marka ve güvencesi ile yurt içi ve yurt dışına pazarlayarak kalite hususunda büyük beğeni topladıklarını anlatan Yuvgun, “Bu gün için çeşit olarak yaklaşık 50’ yi aşkın, ambalaj türleri ve boyutlarıyla birlikte değerlendirildiğinde 150’yi aşkın ürünü, sahip olduğumuz  TS EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi ve TS EN ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgeleri eşliğinde üretiyoruz. Kuruluşumuzun ürettiği ürünleri ana guruplar halinde; sebze konserveleri,  meyve konserveleri, hazır yemek konserveleri, reçeller, közlenmiş ürünler, haşlanmış bakliyat konserveleri, kiraz şekerleri, soslar, turşular, salamura zeytin, zeytinyağı olarak sıralayabiliriz” şeklinde konuştu.

2011 yılı itibariyle ürünlerine yeni çeşitler ilave ettiklerini söyleyen Kürşat Yuvgun; “İlave ettiğimiz pancar turşusu, jalapeno biber turşuları ile salamura yeşil ve siyah zeytin ürünlerimizle de müşterilerimize hizmet vermeye başladık. Ayrıca Tamtad Villa markamız ile zeytinyağlarımızı da tüketicilerimizin beğenisine sunduk. Yakın bir tarihe kadar ürünlerimizin yüzde 80’ini 30 ülkeye ihraç ediyorduk. Ancak 2005 yılından beri toplam satış projeksiyonlarımızın içerisindeki yurt dışı satış projeksiyonlarını kümülatif olarak sabit tutup oransal olarak azaltmaya çalışıp, yurt içi satış projeksiyonlarını artırmaya çalışıyoruz. Şu anda oluşturduğumuz projeksiyon ise yüzde altmış yurt içi, yüzde 40 yurt dışı satışlardan oluşmaktadır. Zira ihracattan artık para kazanmamız mümkün olamıyor. İhracatla ilgili olarak ülkesel bazda yelpazemizi geniş tutup pazar riskini de dağıtmaya çalışıyoruz. Markamızın etkinliğini artırabilmek için, sürdürülebilir ve rekabet edebilir güvenli gıdalar üreterek, yurt içi ve yurt dışındaki müşterilerimize kesintisiz olarak ilk günkü heyecanla hizmet vermeye devam edecek, yeni pazarlar ve yeni müşteriler edinmeye çalışacağız.”dedi.

Gıda Sanayicilerimiz Tarımsal Üretim Sözleşmeleri ile sözleşmeli üretimler yaptırma yolunu tercih etmektedir diyen Yuvgun; “Gıda sanayimizin içerisinde yer alan meyve sebze işleme sektörü içerisindeki özellikle konserve, turşu, meyve suyu sanayilerimiz bu hususta bazı tedarik sorunları yaşamaktadırlar. Zira genellikle çiftçilerimiz endüstriyel çeşitlerden ziyade sofralık çeşitlere yönelmekte ve bunlar da gıda sanayimizin ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Bu durumdan hareketle sanayicilerimiz Tarımsal Üretim Sözleşmeleri ile sözleşmeli üretimler yaptırma yolunu tercih etmektedirler. Ancak sofralık çeşitlerin cazibesi, arzu edilen gelişmelerin elde edilmesine engel olmaktadır. Tamtad olarak sıklıkla kullandığımız Tarımsal Üretim Sözleşmesi ile gerçekleştirilen tarımsal faaliyete dayalı tedarik yönteminin bilinmesi gereken önemli bir katkısı da elde edilen yüksek gıda güvenliği seviyesi olmaktadır. Zira firmamız, gıda güvenliğinin en üst seviyede elde edilebilmesi için zirai ilaç kullanımı hususunda azami dikkati göstererek, sağlık için zararlı kalıntı kalmaması hususunda azami dikkati sarf etmektedir.”dedi.

Genel Müdür Kürşat Yuvgun sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarımsal ürünlerin gıda sanayiinde kullanılma oranı gelişmiş ülkelerde ortalama %70 iken ülkemizde bu oran %35-40 seviyelerindedir. Dünya çapında yeri olan Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) ile Konya Ovası Projesinin (KOP)  tamamlandığındaki muhtemel etkilerini de göz önüne alırsak Tarım ve Gıda Sanayii bileşkesinde elde etmemiz gereken gelişmeleri ve kat etmemiz gereken mesafeleri daha farklı düşünebiliriz. Ülkemizde tarımın ve tarıma dayalı sanayinin önemi tartışmasız çok fazladır ve daima bilinmelidir ki Gıda Sanayi kırsal kalkınmanın vazgeçilmez lokomotifidir.”