Yeraltı suyu kullanan sanayici sayaca takıldı.

   İZMİR - Yeraltı Suları Kanunu'nda yapılan değişiklikle bundan böyle kuyu, galeri, tünel ve benzeri yerlerden çekilecek içme, sulama, kullanma, endüstri ve sanayi suyu miktarı sınırlandırıldı. 25 Şubat 2013'ten itibaren, yeraltı suyu kullanacaklar, ön yüklemeli su ve elektrik sayaçlarını kendi olanakları ile kuyularına taktıracaklar. Taktırmayanların kullanım belgeleri iptal edilecek. Böylece belirlenen kapasite dışında su kullanılamayacak. Özellikle meyve ve sebze işleme konusunda faaliyet gösteren sanayiciler uygulamadan paniğe kapılırken Ege Bölgesi Sanayi Odası Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na başvurarak uygulamadan vazgeçilmesini istedi.

   Sanayicilerin bu konudaki endişelerini dile getiren EBSO Meclis Üyesi ve Tamtad Konservecilik AŞ Genel Müdürü Kürşad Yuvgun, yeraltı su kuyularına takılması istenen sayaçlarla tahakkuk ettirilmesi düşünülen ücretlerin maliyetleri artıracağına, tüketicinin daha pahalıya ürün satın almasına yol açacağına ve kayıtdışı çalışan firmalarla rekabette yaşanan haksızlıklara bir yenisini ekleyeceğine dikkat çekti.

   Konserve, salça, turşu, meyve suyu sanayilerinin çok miktarda ve kesintisiz su ihtiyacı olan sektörler olduğunu hatırlatan Yuvgun, "Proses ihtiyaçlarının gerekliliği bir tarafa, yalnızca gıda güvenliğinin temini açısından bile kullanımın kısıtlanması asla düşünülemez. Yeraltı su kuyularına takılması istenen sayaçlarla tahakkuk ettirilmesi düşünülen ücretler maliyetleri ve yabancı kaynak ihtiyaçlarını artıracak, tüketicinin daha pahalıya ürün satın almasına yol açacak ve kayıtdışı çalışan firmalarla rekabette yaşanan haksızlıklara bir yenisini ekleyecek, ihracatın düşmesine yol açacak, bu sebeplerle su kullanımının azaltılması düşünülmeye başlayacak ve beraberinde istenmeyen gıda güvenliği riskleri oluşmaya başlayacak.

   Birincil tarım ürünlerinin de maliyetleri artacak,  daha sayamadığım birçok sinerjik etki ile bir kaos oluşacaktır. Bu uygulamadan acilen vazgeçilmesini ve asıl olarak, ruhsatlı kuyuların en az sekiz ila on katı miktarda olduğu söylenen ruhsatsız kuyuların tespit edilerek ruhsatlandırılması ve ruhsatsız sondajların engellenmesi konusunda yoğunlaşılmasını temenni ediyor ve bekliyoruz. Aksi halde ortaya çıkacak haksız rekabet koşullarının etkilerinden korunabilmek mümkün olamayacaktır" açıklamasını yaptı. Konserve, salça, turşu, meyve suyu sanayileri suya para ödediği taktirde karlılık ve rekabet güçlerinin büyük oranda düşeceğini vurgulayan Yuvgun, "İşlenmiş meyve sebze sektörü inanılmaz derecede yüksek miktarda ve nitelikli su kullanıyor. Küçücük bir salça fabrikası saniyede 50 litre su tüketiyor. Bu neredeyse küçük bir çay demek. Bu nedenle kuyulardan su kullanmak mecburiyetindeler. Siz hiçbir OSB'de salça fabrikası gördünüz mü? Göremezsiniz. Zira salça tesisleri, suya para ödediklerinde rekabet güçlerini kaybederler, ihracat yapamazlar, dolayısı ile üretim yapmakta zorlanırlar" dedi. Saatleri bugün takmak isteseler de bulunamadığını söyleyen Yuvgun, "Saatler de özellikli saatler olacak. Bunlar bizim evlerimizde bildiğimiz yarım parmak, üç çeyrek su tesisatlarına takılan küçük çaplı saatler de değil. Her birisi dört ila sekiz inç çapındaki yer altı kuyularına takılacak tahsisli ve ön ödemeli saatler. Şimdi takmaya karar versek bile zaten ortada uygun saatler de yok. Bu uygulamadan vazgeçilmesi lazım" diye konuştu.

İzmir pilot bölge yapılmasın

Ruhsatlı su kuyularının yanında çok sayıda ruhsatsızların olmasının yaratacağı haksız rekabete işaret eden Yuvgun şunları söyledi: "Rekabetten çekinmiyoruz, ancak haksız rekabetten çekiniyoruz.. Zira haksız rekabetle mücadele edebilmek mümkün değildir. Bir taraf suya para ödeyecek diğer taraf ödemeyecek. Ruhsatlı kuyuların yanında sekiz on katı miktarda olduğu söylenen ruhsatsız kuyu var. Onları  ruhsatlandırmadan bize neden saat takmak istiyorlar. Bunun için bir şeyler yapmalıyız. Türkiye'de her şey pilot olarak başlatılıyor. Eğer burada da İzmir'i pilot bölge yapalım derlerse bunu kabul etmeyelim. Biz artık pilotluk yapmak